• Tarih: 2010 Mayıs 18

Veliy-i Asr (a.f)’ın hayatı ilmi açıdan nasıl yorumlanır?


           


 

Birincisi: İmam Zaman (a.f)’ın uzun yaşamı sebep ve sonuç ilişkisinin tersine değil alışılmışlığın tersinedir; yani bir kimse sıradan ve alışılmışlığın ötesinde bin ya da binlerce yıl yaşayamaz; ancak yine sıradan ve basit bir yolla bu iş, sebep ve sonuç ilişkisinin bilinmesiyle mümkündür.

 

İkincisi: İnsanın ne olduğunu ve bedenini kimin idare ettiğini bilmiş olsaydık aslında bu sorular sorulmazdı; örnek olarak, büyük arif ve hekimler için bu sorular söz konusu değildir.

 

Bir defasında muhterem bir diş hekimine müracaat ettim. Bana bazılarının yüz yıl çürümeden kalan dişlerinden bahsetti; ne var ki yüz sene gece gündüz boyunca işleyen çelik çürür gider. Çünkü çelik ya da demir eğer çürürse artık onun yerini bir şey alamaz; ama insanın dişi her gün değişim geçirir ve yılın her gününde yeni hücreler, ölü ve eski hücrelerin yerini doldurur.

 

Bu açıklamayla, bedenin bütün zerreleri hareket ve değişim halindedir ve insan ruhu bu değişimi kontrol altına alır. Şimdi İnsan-ı Kamil’in ruhu sıradanlık ve âdetin tersine, en mükemmel hücreleri üretir ve beden üzerinde en dakik kontrolü gerçekleştirirse, böyle bir kâmil insan, milyonlarca yıl yaşayabilir. (Bunu günümüz tıp ilmi ortaya koymuştur.)

 

Mevlana Celalettin Rumi misal vererek şöyle diyor: Gündüz ve gece boyu dinginlikle akan bir nehir kenarında oturur, nehir üzerine düşen güneş ya da ayın yansımasına bakarsanız, yüzlerce şeklin gelip gittiğini görürsünüz ve siz hala bir şekli gördüğünüzü sanırsınız, hâlbuki her lahza çeşitli ayna ve şekiller gelip gitmiştir.

 

Akarsuyun kaç kez suyu değişti

Ay ve güneşin resmi ondaydı[1]

 

Başka bir yerde şöyle der:         

 

Ey birader sen aynı şeyi düşünmektesin

Senden geride kalan kemik ve tüydür[2]

 

Buna binaen ruhunu ve ruhunun bedenine hâkimiyetini tanıyan, akıcı ve hareket halindeki zerrelerin değişiminin ruhun kontrolünde olduğunu ve bir miktar hikmet ve irfana aşinalığı olan kimse için,  insanın iki milyon yıl ya da daha fazla yaşaması mümkün müdür, sorusu söz konusu olmaz. Eğer ruhun yaratıcısına bağlılığı sıradan insanların üstünde özel bir güce ulaşırsa bedenini idare ettiği gibi bedeninin dışında yer alan şeyleri de idare eder; zira onun ruhu dışında da kalan şeyler onun bedeni hükmündedir.

 

Emirülmüminin Ali (a.s) Nehcü’l-Belaga’da, Kasi’a Hutbesinde şöyle buyururlar: “Kureyş’in ileri gelenleri ona (s.a.a) geldiğinde onunla beraberdirm. “Ey Muhammed! Sen atalarından ve ailenden hiç kimsenin bulunmadığı bir iddiada bulunuyorsun, biz senden, nebi ve resul olduğunu bilmemizi sağlayacak bir şey göstermeni istiyoruz. Eğer yapmazsan, seni sihirbaz ve yalancı biliriz.”dediler. Resulullah (s.a.a) “Ne istiyorsunuz?” dedi. “Bizim için şu ağacı çağır da köküyle beraber yerinden sökülüp yanına gelsin.” dediler. Peygamber (s.a.a), “Allah şüphesiz her şeye kadirdir; eğer Allah sizin için bunu yaparsa hakka iman ederek şahadet eder misiniz?” dedi. “Evet” dediler. “İstediğinizi size göstereceğim, hayra dönmeyeceğinizi de biliyorum. İçinizde (Bedir’de) kuyuya atılacak, (Hendek’te) hiziplere ayrılacak kimseler var.” dedi. Sonra “Ey ağaç! Eğer Allah’a ve ahiret gününe iman ediyor ve benim Allah’ın Resulü olduğumu biliyorsan, Allah’ın izniyle kökünle beraber sökül ve önümde dur.”dedi. Onu hak ile gönderen Allah’a yenim olsun ki ağaç yerinden söküldü, şiddetli bir gürültü kopardı, kuşun kanatlarını çırpması gibi ses çıkararak yerinden sökülüp geldi, dalları kuşların kanatları gibi birbirine değerek Resulüllah’ın önünde durdu. En yüksek dalı Resulüllah (s.a.a)’ın üzerine bazı dalları da benim üzerime geldi. Ben Resulüllah (s.a.a)’ın sağındaydım. Onlar bunu gördüğü zaman kibirlenip böbürlenerek: “Ona emret tekrar gelsin fakat yarısı orada kalsın” dediler. O da daha şaşırtıcı bir şekilde daha şiddetli bir sesle yarım olarak geldi; neredeyse Resulüllah (s.a.a)’a  sarılacaktı. İnkâr ve kibir dolu olarak “Tekrar bu yarısına emret de geldiği gibi öbür yarısına dönsün” dediler. Resulullah (s.a.a) o yarıya emretti ve o da döndü… Bütün bunlara rağmen müşrikler yine de iman etmediler…”[3]

        

Kerametlerin hepsi sıradan muhal şeylerdir (muhal-i addi) muhali akli değil. Muhal-i akli (iki kere iki dörttür örneğinde olduğu gibi) keramet ve mucize kabul etmez; her halükarda Veliy-i Asr (a.f)’ın hayatı muhal-i addi cinsindendir, ne muhal-i akli.

 



[1] Mesnevi Manevi, Altıncı Defter, beyt: 3178.

[2] Mesnevi Manevi, İkinci Defter, beyt: 277.

[3] Nehcü’l-Belaga, Hutbe, 192 (El-Kasia).



  • Sayı(0) AvgRating
    0 0 0 0 0
    İmtiyazınız
    Ad:


    Soyad:


    Yorum:
          Yorum Listesi
Copyright © 2009 The AhlulBayt World Assembly . All right reserved