Yüklemede
  • Tarih: 2011 Aralık 07

İslam da kadının hakları nelerdir?


           

 

İslam’ın doğuşu ve onun özel öğretileriyle birlikte kadının yaşantısı, geçmişle arasında aşırı

bir mesafe olan yeni bir döneme girmiştir. Artık bu dönemde kadın; özgür ve kişisel,

toplumsal ve insani bütün haklara sahiptir. İslam’ın kadın hakkındaki öğretileri,

 

 

Kur’an-ı Kerim'in ayetlerinde okuduğumuz öğretilerin aynısıdır.

“Yani kadın toplumda ağır görevleri üstlendiği gibi dikkate değer haklara da sahiptir.”[1]

 

 

İslam kadını erkek gibi kâmil ruh, irade ve ihtiyar sahibi bilmekte ve yaratılışın hedefi olan tekâmül yolunda görmektedir. Çünkü her ikisini de bir safta ve “Ey insanlar” veya “Ey iman edenler” tabirleriyle kendi muhatabı olarak karar kılarak eğitimsel, ahlaki ve ilmi programları onlar için gerekli kılmıştır. Allah-u Teâlâ, “Ama erkek ve kadından her kim inanarak faydalı bir iş yaparsa onlar cennete girerler ve orada kendilerine hesapsız rızık verilir."[2] ayetiyle her iki cinse de kâmil saadete ulaşma vadini vermiş ve “Erkek ve kadından her kim inanmış olarak iyi bir iş yaparsa, onu (dünyada) hoş bir hayatla yaşatırız, onların ücretini yaptıklarının en güzeliyle veririz.”[3] ayetiyle kadın ve erkeklerden her birinin İslami programı uygulayarak maddi ve manevi tekâmüle ulaşabileceklerini ve tamamı huzur olan “tayyib” ve temiz hayata ayak basabileceklerini açıklamıştır.

 

İslam kadını erkek gibi bütün anlamıyla müstakil ve özgür bilmektedir. Kur’an Her nefis, kazandıklarına karşılık bir rehinedir”.[4] veya “Kim salih bir amelde bulunursa, kendi lehinedir, kim de kötülük ederse, o da kendi aleyhinedir.”[5] gibi ayetlerle bu özgürlüğü kadın ve erkek olmak üzere bütün herkes için açıklamaktadır. Bu nedenle “Zina eden kadın ve zina eden erkeğin her birine yüzer değnek (celde) vurun.”[6] gibi ve onun benzeri ayetlerdeki cezalandırma programlarında da kadın ve erkek bir cezaya mahkûm edilmektedir.

 

Diğer taraftan istiklal, irade ve ihtiyarın gereksinimi olduğundan dolayı İslam bu istiklali bütün iktisadi haklarda getirmekte ve maddi diyalogların bütün kısım ve çeşitlerini kadın için sakıncasız bilmekte ve onu kendi kazanç ve sermayesinin sahibi saymaktadır. Nisa Suresi'nde Allah-u Teâlâ’nın şöyle buyurduğunu okumaktayız: “Erkeklere kazandıklarından pay (olduğu gibi), kadınlara da kazandıklarından pay vardır.”[7] “İktisab” kelimesine dikkat edersek “kesb” kelimesinin aksine sonuçta şahsın kendisine ait olan malı elde etmesi için kullanılmaktadır.[8] Aynı şekilde genel bir kural olan “Her kes kendi malına musallattır.” Kanununu da dikkate alınaraktan, İslam’ın kadın ve erkek arasında ayrım yapmadan kadının iktisadi özgürlüğüne ne kadar ihtiram gösterdiği anlaşılmaktadır.

 

Özetleyecek olursak kadın İslam'da toplumun esas ve temelinden sayılmaktadır ve onunla asla iradesiz, velisine bağlı ve muhtaç muamelesi yapılmamalıdır.

 

Yüz Seksen Soru ve Cevap; Ayetullah Mekarim Şirazi  

 

 


[1] Bakara: 228

[2] Mü’min (Ğafir): 40

[3] Nahl: 97

[4] Müdessir: 38

[5] Fussilet: 46

[6] Nur: 2

[7] Nisa: 32

[8] Müfredat-ı Ragib kitabına bakınız. Elbette bu konu “Kesb” ve “İktisab” kelimelerinin bir birinin karşısında yer aldığı yerler için geçerlidir.

 

 

  • Sayı(0) AvgRating
    0 0 0 0 0
    İmtiyazınız
    Ad:


    Soyad:


    Yorum:
          Yorum Listesi
Copyright © 2009 The AhlulBayt World Assembly . All right reserved